Avrupa Birliği tarafından finanse edilen CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı’nın desteğiyle hayata geçen “Yazarak Kuirleştirmek” adlı atölye ve konuşma programı, ilk dönemini Mayıs-Temmuz 2023’te ve ikinci dönemini Mayıs-Temmuz 2024’te hayata geçirmiştir.
Programının amacı, kültür ve sanat nesnelerine dair anlamların sürekli yeniden üretildiğini baz alarak; otoriter kurum ve bireylerce bu nesnelere dayatılan ırkçı, cinsiyetçi ve heteronormatif anlatılardan, yorum yaparak (yazarak) özgürleştirmek, kuirleştirmektir. Nesnelerdeki performatif potansiyeli değerlendirip, kuir okumayı yaygınlaşması gereken bir aktivizm biçimi olarak gören bu atölye, kültür sanat alanında yazan aktörleri hedeflemektedir. Küratör ve akademisyen Patrick Steorn, kuir görsel kültürün içinde doğrudan yer almayan nesnelerin de açığa çıkarılmayı bekleyen kuir anlamlara sahip olabileceğini vurgular. Koleksiyonu değiştirmeden bile, ziyaretçileri bir eserin farklı gruplar için sahip olabileceği anlamlar konusunda aydınlatmak mümkündür. Rijksmuseum’un koleksiyonunu kuirleştiren turlar düzenlemesi bu bağlamda iyi bir örnektir.
Yazılı yorumu önemli bir direnme biçimi olarak gören bu kültür sanat yazarlığı programı, bazen tarihsel bir kazı çalışması, bazen bir spekülasyon, bazen yaratıcı bir kurgu ile nesnelerde sabitlenmek istenen tekil, hegemonik açıklamaların altını oymayı, anlatıları çoğullaştırmayı hedefledi. Farklı disiplin ve kültürlerden on bir farklı konuğu, beş çevrim içi konuşma, beş çevrim içi atölye ve bir yüz yüze atölye ile ağırladı.
Programın kurucu küratörü Ecem Arslanay ile iletişim koordinatörü Tarık Yüce tarafından verilen yüz yüze atölye, İzmir’in kültür sanat kurumlarındaki koleksiyonlarla ilişki kurarak, kente kalıcı bir yorum katmayı hedefledi. Katılımcılardan kentin tarihinden bir belgeyi, bir konuyu, bir dönemi, bir kişiyi ya da aileyi seçerek, kuir bir bakışla yeniden ele almalarını bekleyen atölye, 20 Haziran 2024’te Kemeraltı Antikacılar Çarşısı’nda yer alan The Letter Gallery’de gerçekleşti. Atölye çıktılarına web sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kütüphane bölümünde ise alanda üretilen yabancı metinlerin Türkçe çevirilerini bulabilirsiniz.
Çevrimiçi etkinliklerin kaydına YouTube kanalımızdan ulaşabilir, duyurular ve video içerikler için Instagram hesabımızı takip edebilirsiniz.
Çevrimiçi Program 2023-2024
Zach Blas’in 31 Mayıs 2023’te gerçekleştidiği “Queerness and the Informatics of Domination” başlıklı konuşma, elektronik bilimi, kompütasyon ve ağlar aracılığıyla kuirliği bir direniş ve haz alanı olarak edimselleştiren eserlere odaklanarak, son on beş yılın sanatsal üretimine bakıp, beyaz kapitalist patriyarkanın boyunduruğundaki bilim ve teknoloji –ki Donna Haraway buna “hâkimiyetin enformatiği” der– ile mücadele eden kuirliğin formel ve estetik açıdan dönüşüm biçimlerini ele aldı. Sanatçı, yönetmen, yazar ve Toronto Üniversitesi’nde Görsel Çalışmalar bölümünde yardımcı profesör olan Zach Blas’in yerleştirme, hareketli görüntü, kompütasyon, teori ve performans odaklı üretimi bugüne dek Whitney Museum of American Art, Australian Centre for Contemporary Art ve de Young Museum gibi önemli sanat kurumlarında sergilendi ve çeşitli bienallerde yer aldı.
5 Haziran 2023’te akademisyen Irvin Cemil Schick, “Osmanlıcada Erotik Dil ve Bize Öğrettikleri: İki Cinsellik, Üç Toplumsal Cinsiyet” başlıklı konuşmasıyla Osmanlıcadan hareketle geçmiş devirlerde Türkiye’de cinsiyetin ve cinselliğin nasıl kavramsallaştırıldığına değinerek, birçoklarının sabit ve değişmez sandığı erkeklik, düzcinsellik, eşcinsellik gibi kavramlara Osmanlı döneminde atfedilen anlamlar gözden geçirdi. Harvard Üniversitesi, M.I.T. ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, Boston Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ziyaretçi öğretim üyeliği yapmış olan Irvin Cemil Schick, École des Hautes Études en Sciences Sociales’da ikinci doktorasını tamamlamaya hazırlanmaktadır. The Erotic Margin: Sexuality and Spatiality in Alteritist Discourse (1999) 2), Çerkes Güzeli: Bir Şarkiyatçı İmgenin Serüveni (2004) ve Bedeni, Toplumu, Kâinâtı Yazmak: İslâm, Cinsiyet ve Kültür Üzerine (2011) adlı kitapların yazarıdır.
Baskı sistemlerinin insanların yaşamlarını cinsiyet, sınıf, ten rengi ve cinsellik açısından nasıl etkilediğini göstermeye odaklanan gazeteci, podcast yayıncısı ve yazar Rebekka Endler 15 Haziran ve 5 Temmuz 2023’te, iki oturumluk bir atölye verdi. “The Ruler – On the Patriarchy of Objects and the Creation of Normality” başlıklı atölye, ataerkil ve ırkçı ideolojilerin çeşitli ölçme araçlarıyla çevremizdeki normları nasıl şekillendirdiğine dair genel bir bakış sunanarak; kurallar, sayılar ve standartlar temelinde kategorizasyon ve dışlanmayı inceledi ve tarihsel olarak marjinalleştirilmiş grupları güçlendiren yeni ölçme biçimleri geliştirmeyi hedefledi. Yazarın Das Patriarchat der Dinge başlıklı ilk kitabı, ataerkil gündelik yaşam tasarımlarını ele almakta olup 2021 yılında yayımlanmıştır ve şu anda çok sayıda dile çevriliyor. Türkiye’de Eşyaların Patriyarkası (2023) başlığıyla İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Kuir aktivist, yönetmen ve yapımcı Metin Akdemir, 19 Haziran 2023’te gerçekleşen “Muğlak/Mutlak Film Okumaları” başlıklı atölyesiyle, 1980’lerde ve 1990’ların başında çekilmiş üç filme hayalindeki sahneleri eklediği filmi Hayalimdeki Sahneler’de (2020) yaptığı gibi, mutlak bir yere varabilmekten ziyade, kuir muğlaklığın izini sürmeyi hedefledi. Atölye, sanatçının seçtiği ve kadınlar arasındaki hikâyeleri anlatan filmlere hayalimizdeki sahnelerle yeniden bakmak üzere kurgulandı. Bu muhtemel kuir ilişkiler onun okumaları mı yoksa “başka” nedenlerle imadan öteye geçemeyen ilişkiler mi? Ya da bu hikâyeleri kadınlar arası dostluğu mu anlatıyor? Filmleriyle IDFA, Saraybosna Film Festivali, Jihlava Film Festivali gibi pek çok festivalde yer alan sanatçı, 2012’den itibaren LGBTQ+ temalı güncel sanat sergilerinde organizasyon komitesinde görev aldı. “Sınırsız” ve Dramaqueer Sanat Kolektifi içerisinde çalışmalarını sürdürüyor.
Projenin ikinci dönemi 30 Mayıs 2024’te Ari P. Büyüktaş’ın “Nereye Bakalım/Nereden Bakalım? Arşivlerde Kuir Sanat” başlıklı atölyesi ile başladı. Kuir imge, cinsellik ve beden üzerine çalışan araştırmacı ve yazar Ari P. Büyüktaş, Türkiye güncel sanat arşivini temel alarak arşivlerin mahiyetine ve işlevine dair bir tartışma alanı açarak şu sorulara odaklandı: Kayda alınanlar ve kayıt dışı bırakılanlar nedir? Neden bazı şeyler sanatken ve diğer şeyler sadece “şey’”? Kimin arşivinden bakıyoruz? Hangi arşive bakacağız? Araştırmacı, çevirmen, yazar ve LGBTİ+ hakları aktivisti olan Ari P. Büyüktaş Velvele.net editörlerinden ve yazarlarındandır. Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ndeki lisans eğitiminin ardından Strasbourg Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Programı ile Central European University Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Programı’nda yüksek lisans yaptı. Şu anda Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları Doktora Programı’nda güncel sanat ve kuir kültür üzerine tez çalışmalarına devam ediyor. LGBTİ+ hakları alanında çalışan ve feminist çalışmalar yürüten çeşitli sivil toplum kuruluşlarında medya, iletişim ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine projelerde çalıştı ve koordinatör olarak görev aldı. Ayrıca sivil toplum çalışmaları dahilinde cinsel sağlık, cinsel şiddet, cinselliğin psikososyal boyutu, toplumsal cinsiyet odaklı habercilik gibi alanlarda eğitimler; LGBTİ+ hakları, kuir feminist yayıncılık, kuir teori üzerine atölye ve seminerler gerçekleştirdi. Sel Yayıncılık Queer Düş’ün Serisi’nin kurucularındandır.
12 Haziran’da Okyanus Ç. Çamcı, “Korku Janrında Direniş: ‘Son Kız’ Arketipinin Kuir Varoluşları” başlıklı konuşmasında korku sinemasının “son kız” (final girl) arketipini, içinde anime ve manganın da yer aldığı geniş bir imge evreninde, kuir varoluş ihtimalleri üzerinden okudu. Mata Hari’nin hayatını anlatan çeşitli yayınlar, animelerden Paradise Kiss (1999-2003) ve Tomie (1987-2000), Netflix dizisi Ripley (2024) ve kült bir korku filmi olan Carrie’deki (1976) karakterlerin temsillerine ve hayatta kalma pratiklerine odaklanan sunum, Okyanus’un İstanbul Bienali Çalışma ve Araştırma Programı’nın 2021-2022 döneminde geliştirdiği “Sona Kalan Kız” isimli projesinden yola çıktı.
14 Haziran 2024’te performans sanatçısı Burcu Bilgiç, “Saptıran Anlatıcı” başlıklı atölyesinde otoriteler tarafından güvenilmez/tekinsiz/ciddiyetsiz bulunan, kuir-feminist bir yanlış anlama ve yanlış anlaşılma çabası üzerine şekillenen gündelik ilişkilerimizde kullandığımız dili kuirleştirmek üzerine metin bazlı, performatif bir akış sundu. İnternette metinler nasıl yolundan sapar? Hangi tür metinler nerelere saptırılabilir? Kimin metni ne kadar saptırma hakkı vardır? Hak verilmez alınır mı? Edebiyatta, filmde ve tiyatrodaki “güvenilmez anlatıcı”yı (güvenilirliği ciddi anlamda riskli olan anlatıcıyı) arzulu bir internet-performansına dönüştürmek çabasındaki atölyede, bunu mümkün kılabilecek yazınsal ve performatif stratejiler araştırıldı. İstanbul merkezli bir dansçı, performans sanatçısı ve editör olan Burcu Bilgiç, performans, video, sanal gerçeklik, canlı yayın veya etkileşimli mekânları birleştiren işlere imza attı. Son dönemde odağında aktif hayal gücü ve hayvan imgelerini sanatsal süreçlerde kullanmak, “gerçek” yaşam hikâyeleri ile iç içe geçmiş sosyal medya araçlarıyla erotik bir dil geliştirmek var. DIY estetiği, trash ve günümüzün dijital kültürü alanlarına ilgi duyuyor. Dansın estetiğinden türeyen çalışmaları, gerçek ve sanal sarmal alanlar yaratmak amacıyla bedenden, seslerden ve metinlerden faydalanıyor.
Editör ve yazar Alara Demirel, 28 Haziran”da gerçekleşen “Alara Demirel’le “Çocuk ve Genç Yetişkin Edebiyatı Üretimlerinde Kuirleşmek” başlıklı konuşmasında, “Bildungsroman Geleneği ve Fan Fiction Kültürü” üzerinden yaygın akımda temsil bulan edebiyat üretimlerinin ve dijital kültürün kuirleştirme eylemini nasıl etkilediğini inceleyen bir konuşma verdi. Heteronormatif zihniyetlerin, “belirli” kitapları “muzır yayın” olarak ilan ettiği bir dünyada büyüyen bireyler, kendi gerçekliklerini yaratma veya var olan gerçekliklerde kuir okumalar yapma ihtiyacı duyarlar — en azından Alara için konu öyle ilerlemiş. Konuşma, Alara’nın kendi üretim ve eğitim yolculuklarından edindiği deneyimden yola çıkarak, kuirleştirme eyleminin kuir feminist yakın okumalar veya kuir-kodlu karakterlerin geçerliliğine odaklanarak mümkün olup olmadığını tartışıyor. Sansür mekanizmaları, kuir-kodlu karakterlerin varlığını nasıl etkiliyor? Bildungsroman geleneği, kuirleştirilen karakterlerin önemin altını nasıl çiziyor? Kuirleştirilenler, dijital kültürde fan fiction ile nasıl inşa ediliyor? İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nden mezun olan ve Cambridge Üniversitesi, Antwerp Üniversitesi ile Berlin Sanat Üniversitesi’nde toplumsal cinsiyet bağlamında peri masalları, dramaturji ve küratörlük konularında dersler alan Alara, “kronik olarak çevrim içi”lik durumunu dijitalde kuirleştirilen alanları kutlayarak ve Dijital Medya alanında ürettikleriyle iç içe geçen örnekler üzerinden yeniden okuyor. Editörün Kafa Dergisi’nin Kitap Kafası ekine yazdığı aylık yazılardan, 1950’lerin Peanuts’ındaki Peppermint Patty gibi karakterlerin kanonda yer almamasına rağmen kuir-kodlu olarak yaygınlaşmasından ilham alan örnekler, The Hunger Games (2008–2026) ve TERF yazını Harry Potter (1997–2007) gibi yaygın akımda karşılık bulan serilerin dijitalde nasıl kuirleştirildiğine odaklanacak. Medyascope’ta başlayan yolculuğuna Koç Üniversitesi ANAMED’de yayın asistanı olarak devam eden Alara, 2020 itibarıyla işlerini Studio Aloche adı altında birleştirdi — şimdilerde Aposto, Kafa Dergisi ve Dadanizm gibi yayınlarda popüler kültür okumalarına, sistem değişikliği pratiklerine ve kapsayıcı söylemlere odaklanan projelerde yer alıyor.
29 Haziran 2024’te Ezgi Yılmaz’ın “Akademide Kuir Metodoloji” başlıklı atölyesi akademiye ve akademik araştırmaya bir yaklaşım olarak kuir metotları ve metodolojiyi tartıştı. Atölye, kuiri LGBTİ+ kimlikler için bir şemsiye kavram olarak kullanmanın ötesinde heteronormativiteyle (ve homonormativiteyle) mücadeleyi işaret eden eylemler, süreçler ve bağlantılar olarak ele alarak akademiyi ve akademik araştırmalar dönüştürmenin imkânlarını sorgular. Kuiri bir konu veya (araştırmacı veya araştırılan) öznelerin kimliği olarak çalışmanın ötesindeki imkânları sorgulayacağımız bu atölyede araştırmacı-araştırılan ve nesnellik-öznellik gibi ikilikler de kuir bir yaklaşımla tartışılacaktır.East Anglia Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde doktora araştırmasını sürdüren Ezgi Yılmaz mimarlık lisans, mimarlık tarihi, teorisi ve eleştirisi yüksek lisansı ve sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri yüksek lisansı sahibidir. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra mimarlık pratiği ardından Sabancı Üniversitesi’nde araştırma görevliliği yapmıştır. 2017’den bu yana queer mekân/coğrafya, teori ve metot konuları üzerine çalışmaktadır. Doktora araştırmasında Londra’da yaşayan Türkiyeli LGBTİ+ların aidiyet mekânları üzerinden “evi/yuvayı [home] queer’leştirmek” üzerine çalışmaktadır.
30 Haziran’da yazar ve küratör Nergis Abıyeva, “Türkiye Sanat Tarihinde Kuir İhtimallerin İzini Sürmek” başlıklı konuşmasıyla 19. yüzyılın son çeyreğinden 1940’lara kadar Türkiye sanat tarihinden kuir ihtimallerin tartışmaya ve spekülasyona açarak, “Türkiye sanat tarihine ikili cinsiyet sisteminin dışında bakabilir miyiz?” sorusundan yola çıkıyor. Heteronormatif değerlendirmenin dışında kalan yapıtlar gündeme getirilecek. Literatürden Malik Aksel’in “Resim Sergisinde 30 Gün” kitabındaki (1943), Ferit Edgü’nün “İzzet Ziya’nın Çok Özel Çıplakları” (2000), David Getsy’nin “How to Teach Manet’s Olympia After Transgender Studies” (2022) gibi yazılı kaynaklar tartışmaya açılacak. İstanbul Teknik Üniversitesi Sanat Tarihi programında doktora çalışmalarına devam eden Nergis Abıyeva Quick Art Space’in direktörlüğünü üstleniyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde “Sanat Yapıtlarının Pazarlanması” başlıklı dersi verdi. 2022’de sanatçı Murat Sinkil’in sanatını ve yaşamını ele aldığı “Çağdaş Resmin Dervişi” adlı monografik kitabı yayımlandı. 2017’de 1″950’lerde Paris’e Giden Ressamlar Bağlamında Tiraje Dikmen” konulu araştırmasıyla SALT Araştırma Fonu’nu aldı. Yaşayan, bağımsız sanatçılarla sergiler yapan Abıyeva, akademik olarak Türkiye sanat tarihi kanonunun dışında kalan sanatçılarla ilgileniyor.